301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
14 Ekim 2020 - Çarşamba 16:40 Bu yazı 131 kez okundu
 
Yerçekimi
Nadire TATLI
 
 

“Gravity” İngilizcede sevdiğim sözcüklerdendir. Söylenişi, rezonansı kulağa hoş geliyor, en azından benim kulağıma. “Yerçekimi” demek. Türkçesi de güzel ve anlamlı. İngilizceyi bilemem ama Türkçede pek çok anlam yükleyebiliriz bu sözcüğe, bilindik fiziki anlamının dışında. Çekim gücü. Nesneler arasındaki ilişki. Birbirini çeken, birbirini iten cisimler, varlıklar. Newton’un kafasına düşen elma gibi yaşamımıza giren insanlar, tepemize bomba gibi inen sevgililer, bizi çeken arkadaşlar, bizi iten dostlar. Hep bir çekim içerisinde değil miyiz? Güneşe bağlı dönen küçük dünyalarız hepimiz. Hepimizin bir güneşi, yörüngemizde dönen ayları var. Kimimiz güneşimizden, kimimiz ayımızdan, kimimiz dünyamızdan hoşnut değiliz. Hepimizin çekim gücü farklı çünkü. Birini çok severken, bize yaklaşmasını isterken, bir başkasının çekim gücü daha baskın çıkabilir. Birisi bizi çok isterken, yörüngemize başkasını alabilmemiz gibi. Hiç kimse bulunduğu yerden hoşnut olmaz bazen. Çok yakın gördüğü aynı oranda yakınlaşmaz. Her şey aradaki çekim gücüne bağlı, bizim isteğimize değil. Ebeveynler bile çocukları arasında ayrım yaparlar, çocuklarından birisi daha yakındır ona, her türlü hatasını hoşgörürler. Arkadaşlar arasında da öyle değil midir? Bazı arkadaşlarımıza sonsuz hoşgörü ile yaklaşırken, bazıları ağzıyla kuş tutsa yaranamaz. Sevgili konusu keza. Tüm olay çekim gücünde. Birbirini ne kadar çektiğin, ne kadar ittiğinle alakalı. Denge önemli. Yoksa güneşin bağrına düşer, yanar bitersin. Ay kucağına düşer, dönüp bakmazsın. Güzel bir gün doğumuna uyanmak için, romantik bir dolunayda şarap yudumlayabilmek için hem çekim gücümüzün farkında olmamız hem de bizi çekenlere saygı duymamız gerekiyor herhalde, bizi itenlere de...

 
Etiketler: Yerçekimi,
Yorumlar
Haber Yazılımı