Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
10 Ocak 2020 - Cuma 19:06 Bu yazı 410 kez okundu
 
Tabiatın sesini duyuyor musunuz?
Miraç Uzundal
 
 

“Biz büyüdük ve kirlendi dünya…” Keşke bu güzel ve anlamlı cümle sadece Yeni Türkü’nün tatlı bir şarkısında kalmış olabilseydi. Ama ne yazık ki bu mümkün olmadı. İnsanoğlu evrenin bir parçası olduğunu çabuk unuttu ve doğaya hükmedebileceğine kanaat getirdi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve tabiat bu kirli oyuna misliyle karşılık vermeye başladı.

 

Küresel ısınma diye öylesine dilimize dolayıp geçtiğimiz, sözde duyarlı özde umursamaz olduğumuz bu döngü her geçen gün kendisini daha fazla göstermeye başladı. Rant kavgaları uğruna bin bir ihmali hak gören fabrikalardan tutun da günlük hayatta umursamazca etrafa saçılan çöplere kadar her şey bu katliamın birer parçası oldu.

 

İşte Avustralya’da günlerdir bitmek bilmeyen yangınlar da bunun en yakın örneklerinden bir tanesi. Önemini zamanında kavrayamadıklarımızla daha kaç felaketin mimarı olacağız bilinmez ama günlerdir orada yaşananlar gerçekten içler acısı, kayıplar çok üzücü. Bütün o çaresizliğin içinde ki en can alıcı şeylerden bir tanesi ise çareyi can havli ile insanlara sığınmakta bulan hayvanların o acı ve korku içindeki halleri sanırım. Evini yıkan, doğasını bozan, türünü tüketen, hatta artık sırf zevk için bile onlara işkence etmekten çekinmeyen bir varlığa sığınışları çaresizliklerinin en büyük delillerinden biri değil mi?

 

Kim bilir belki acının gerçekten de bütün canlılar için anlaşılır, sessiz ve birleştirici bir dili vardır. Ama keşke vicdanımızı hatırlamak, sınırlarımızın nerede başlayıp nerede bittiğini kavramak, bizim dışımızda ki canlılarında varoluşuna saygı duymak için felaketlerin kapımızı çalmasını beklemesek… Aslında çokta zor bir şey değil ki hepimiz için yaşam alanları yaratılmış bir evrende beraberce var olabilmek. Biraz sevgi, biraz özen ve bir parça da duyarlı olmak yeterli.

 

O zaman bu gün bir değişiklik yapalım ve işe önce kendi şapkamızı önümüze koymakla başlayalım. Mesela elimize geçen her şeyi sağa sola atmak yerine doğru bir şekilde ayrıştırabiliriz. Bir çöp kutusu bulmak o kadar da yüksünülecek bir şey değil zaten. Ya da sularımızı, enerji kaynaklarımızı har vurup harman savurmaktan kaçınabiliriz. Kapımızın önüne hiç değilse bir kap su koyabiliriz. Bunun gibi minik olarak görünse de aslında bir araya geldiğinde birçok şeyi değiştirmeye başlayacak adımlar atabiliriz.

 

Çünkü artık insanoğlunun bir şeyi hızlı ve net bir şekilde hatırlaması gerekiyor. Doğadaki her değişim bütün canlıları etkiler. Ve bizler de bu tabiatın sadece birer parçasıyız.

 

 
Etiketler: Tabiatın, sesini, duyuyor, musunuz?,
Yorumlar
Haber Yazılımı