301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
09 Şubat 2019 - Cumartesi 10:32 Bu yazı 524 kez okundu
 
Serpil Öğretmenden, Öğrenci Şule’ye
Vildan Çalcı Kara
 
 

Birkaç gündür Şule Çed davasıyla ilgili haberlere gelişmelere bakıyorum. Baktıkça kanım donuyor, sinirleniyorum, nefesim daralıyor. Sonra, sonra bir hüzün kaplıyor içimi üzüntü, çaresizlik, umutsuzluk, hiçbir şeyin değişmeyeceğine değiştirilemeyeceğine değiştiremeyeceğimize yönelik bir hüzün bu. Katledilen, tecavüz edilen, yaşam hakları, gelecek hakları ellerinden alınanlar kadınlar için bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bir şey olmayacağını bilmenin üzüntüsü çöküyor içime.

Hafızamı fazla zorlamama gerek yok.  İlk aklıma İstanbul’daki Serpil Öğretmen geliyor 1999 yılıydı sanırım. Hapisten yeni çıkan artık onlara mahluk mu demeli, nefes alan canlı mı bilemiyorum, annesinin kolundan zorla alınıp kaçırılıyor aralarından birinin tahliyesini kutlamak(!) için 20 yaşında bir öğretmen kız önce tecavüz ediliyor, sonra hunharca canice artık kelime hazineniz hangisine yetiyorsa o şekilde katlediliyor, öldürülüyor. Öldükten sonra bedenine yapılan işkence devam ediyor. Çok iyi hatırlıyorum, günlerce aylarca konuşuldu, programlar yapıldı. Herşey herşey değişecekti. Kadınlara çocuklara, hayvanlara, yaşlılara bunları yapanlar cezasız kalmayacak, caydırılacak, önüne geçilecekti yıl 1999..

Hemen hemen on yıl sonra sayılır ama tam değil, yıl olmuş 2008 aklıma gelen bir başka isim bu sefer tecavüz edilen öldürülen dünyaya barış mesajı vermek için yola çıkan ‘Barış Gelini’ diye hem ulusal hem uluslararası medyada yer alan Pippa Bacca. Yine herkes ayaklandı yine bütün tecüvüzlerin kadın cinayetlerinin önüne geçilecek yasalar için kollar sıvandı. Hemen arkasından hatırladığım  Sezgi Kırıt ve Münevver Karabulut cinayetleri var yıl 2009 yine gencecik kızlar yine tecavüzler yine katledilişler. Münevver’in parça parça bedenini mi hatırlatayım. Sezgi’nin uyuşturucu verilip tecavüz ve işkence sonrası ölmesini mi hatırlatayım. Yine yasal düzenlemeler, eğitim, bilinçlenme, tecavüz, kadın cinayetleri, kadına yönelik işlenen şiddete müsaade verilmeyecekti.

Bir on  yıl daha geçti yine bir genç kız  plazanın bilmem kaçıncı katından atıldı. Tecavüz edilip, öldürüldü ve intihar etti diye amiyane tabirle yırtmaya çalışıldı. Şule Çed, gencecik bir kız, ilk hatırladığımdan bu yana değişen sadece isimler. Yaşananlar, davanın süreci , okurken nefesimi kesen ayrıntılar. Hepsi bir tarafa da acılı babanın ‘Kızım o benim kızım’ isyanına. Verilen cevap beni değil bence tüm insanlığı yaralamış olmalı. Bunun bir mahkeme salonunda söylenmiş olması, insanın en öncelikli hakkı olan yaşama hakkının elinden alındığı ve bunun hesabının devletinde taraf olarak hesap sorduğu devletin kurumunda söylenmesi öfkemi kabartıyor. Kadın cinayetlerinde takılan bir kravat, bükülen bir boyun, kendini kaybetmek, namus, ütülü takım elbise, bir canın, bir yaşamın karşılığı oluyor ve ne yazık ki yapanın yanına kar kalıyor. Öfkem geçmiyor, hırsım dinmiyor. Eğitilebilir bir canlı olan insanın nasıl böylesi vahşileştiğini aklım almıyor. Yine cezalardan bahsedeceğiz, yine eğitim diyeceğiz, yine yasalar düzenlemeler diyeceğiz. Hele şimdi birde seçim dönemi ya daha çok dillere pelesengi olabilecek bir konu. Ve ne yazık ki ben bundan on sene sonra yine böyle bir yazı yazacağım. İsimler, tarihler, mekanlar değişecek ama yine bir yitip giden can, yine bir kadın mağdur olacak ve yine onun karşısında onu katleden bir erkek ve yine kadın için sıralanan amalar olacak. Umutsuzluğum benim canımı yakıyor, bizim can yanmalarımız belki birilerini harekete geçirir.

 

Bunu da not olarak buraya yazayım: Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisinde yayınlanan  Sait Yıldırımın araştırma yazısında Türkiye’de son on yılda işlenen kadın cinayetleri ele alınmış. Çalışmada, “2380 kadın cinayetinden 1260 vaka incelenmektedir. İncelenen vakalarda sağlıklı sonuçlar elde edilmesi bakımından nicelik, nitelik, işleniş biçimi ve sebepleri bakımından aydınlatılmış olması temel referans noktasını oluşturmaktadır. Cinayet eylemlerinde failin özellikleri, öldürme biçimi, sebebi, katil ve maktul ilişkisi dikkate alınmaktadır. Kadınların, en sık vakit geçirdiği kişiler tarafından öldürüldü gözlenmektedir. Cinayet işleme biçiminde ateşli silahlar yoğun olarak kullanılmaktadır. Cinayetlerde erkeğin özgürlük alanının daralması ve erkeğin kadın üzerindeki hâkimiyetinin ortadan kalkması önemli sebepleri oluşturmaktadır” olduğu söyleniyor.

 
Etiketler: , Serpil, Öğretmenden,, Öğrenci, Şule’ye,
Yorumlar
Haber Yazılımı