301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
13 Ocak 2021 - Çarşamba 11:09 Bu yazı 83 kez okundu
 
KOKU
Nadire TATLI
 
 

  Koku. Düşünsenize ne kadar çeşitli. Yenidoğan kokusu. Mis gibidir. Doğal, saf, yumuşak, seni içine alan... En sevdiğim koku. Asla çürümez, eskimez, bozulmaz. Neyse odur. Kaka hali bile güzeldir, hoş kokar. Teri de, çişi de... Ömrümüz boyunca birilerinin boynunda aradığımız kokudur yenidoğan kokusu.

  Çimen kokusu. Ot kokar, buram buram. Yapraktır, yerde biten ısırgandır. Yeşilliktir, biraz sarı, az kızıl, daldan düşen yapraktır. Topraktır biraz, arasından baş veren çiçek, dalına konan kuş, gövdesinde gezinen böcek, neminde büyüyen sarmaşıktır. Taze bahar kokusudur, yaşımıza inat koltukaltımıza sıktığımız...

  Tezek kokusudur, kimimizin çocukluğundan kalma, kimimizin izlediği filmlerin romantik duygusu. Bildiğin hayvan kokusu, bildiğin köy kokusu. İçtiğin süte karışan, yediğin yoğurtta bulunan. Köylük yerin doğal, şehirlinin pazarları gittiği “köy kahvaltısı” havasına yedirilmiş brunch kokusu. Kitaplarda hoş aromalı, gerçekte bildiğin “hayvan boku” kokusu. Doğal, sıcak, yakıldığında ısıtan, ekildiğinde doyuran koku. Belki de hayat kokusu, doyuran, koruyan, gözetleyen. Tıpkı tüm gün tarlada çalışıp bir demet ekmek getiren ekşi mayalı insan kokusu.

  Toprak kokusu, kupkuru dudaklarına değmiş ilk yağmur damlasının genzimize dolan mayhoş, ekşi yeryüzü kokusu. Doğduğun topraklardan taşıdığın, yaşadığın her bir günü içinde taşıyan, kurduyla, solucanıyla, üzerindeki adıyla, yaprağıyla, kozalağıyla bereket kokusu. Doyuran, besleyen ana kokusu. Yaradılışın baş kahramanı, ölümün kara toprağı.

 
Etiketler: KOKU,
Yorumlar
Haber Yazılımı