301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
12 Şubat 2019 - Salı 10:20 Bu haber 644 kez okundu
 
“Türkiye kadınlar için ölüm tarlası”
11 Şubat 2015’te evine gitmek için dolmuşa binen ve 3 kişi tarafından saldırıya uğrayarak katledilen 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın katledilişinin 4. yıl dönümünde kadın şiddeti ile ilgili açıklamalarda bulunan Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan, “Türkiye, kadınlar için ölüm tarlasına dönmüş durumda” dedi.
Gündem Haberi
“Türkiye kadınlar için ölüm tarlası”

11 Şubat için, “Hepimizin ömründen ömür çalınan, sözcükleri aşan bir duyguyla yaralandığımız çok etkileyici bir gündü” diyen Balkan, Ocak ayında 43 kadının öldürüldüğü hakkında medyaya yansıyan haberlerin doğruluk payının olduğunu belirterek, “Türkiye ne yazık ki kadınlar için bir ölüm tarlasına dönmüş durumda. Üzülerek söylüyorum ki gerçek veriler bunun da üzerinde olabilir” şeklinde konuştu.

 

“CEZALAR ÖDÜL GİBİ”

Toplum tarafından tepkilere yol açan iyi hal ve tahrik indirimleri ile ilgili, “Bunun en temelinde toplumsal dinamikler yatıyor” diyen Balkan, Erkek egemen bir bakış açısının bulunduğunu ve gerek devlet politikası pratiği anlamında gerek bunun yargıya yansıyan düşünsel ve pratiği anlamında iyi hal ve tahrik indiriminin adaletin gerçekleştirilmesi yönünde büyük bir engel oluşturduğunu ifade etti. Suçluların almaları gereken cezadan çok daha az bir cezayla bir anlamda ödül gibi cezalarla sorumluluktan kurtulabildiğini söyleyen Balkan, bu durumun Türkiye’nin en ciddi problemlerinden biri olduğunu aktardı.

 

“ŞULE ÇET DAVASININ ÜSTÜ KAPATILABİLİRDİ”

Son günlerde büyük tartışma konusu olan ve gündemi oluşturan Şule Çet davası ile ilgili açıklamalarda da bulunan Balkan, kendilerinin de bu dava ile yakından ilgilendiklerini belirtti. Kadın aktivistlerin, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi veren sivil toplumun, meslek odalarının ısrarlı fikri takibi sonucunda belli bir aşamaya gelindiğini ifade eden Balkan, “Eğer bu duyarlı ve aktivist mücadeleci insanlar, örgütler olmasaydı ne yazık ki üstü kapatılabilecek ve failin cezasızlıkla kurtulabileceği bir dosyaydı. Bizler de adaletin gerçekten yerine gelmesi için elimizden gelen hukuksal katkıyı yapacağız” dedi.

 

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DEĞERLENDİRİLEBİLİR”

Aktivistlerin bu tür davalardaki belirleyiciliğine ve hukukun belli konularda yetersiz kalmasına değinen Balkan, “Ciddi, esaslı ve sonuç alıcı bir devlet politikası henüz oluşturulamamış durumda. 2014 yılında iç hukuk normu haline gelen anayasa gücünde bir hukuksal değere sahip olan İstanbul Sözleşmesi değerlendirilebilir. Bu sözleşme, hukuken şu an da iç hukuk normu ve doğrudan uygulanabilir bir evrensel hukuk metni niteliğinde. Oysa ne yazık ki gerek iç hukuktaki yasal düzenlemeler gerek devlet bürokrasisinin bu konudaki biraz geri durması bu mücadelede yeteri kadar ilerleme sağlanamamasına neden oluyor. Aslında İstanbul sözleşmesi doğrudan uygulanabilir hale getirilse elimizde yeteri kadar güçlü hukuksal enstrümanlar var” diye konuştu.

 

“SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ BÜYÜK”

Bu tür sivil örgütlenmelerde en etkili yöntemlerden birinin de sosyal medya olduğunu belirten Balkan, “Sosyal medyadaki farkındalık düzeyinin yükseltilmesinin ve kamuoyunun ilgisinin çekilmesinin yargıda da bir karşılığı oluyor. Soruşturmalar, yargılamalar başlıyor. Ancak o soruşturmaların hukuka ve kurallara uygun bir şekilde her zaman yürütüldüğünü söylemek pek mümkün gözükmüyor” şeklinde ifadelerde bulundu.

 

“TAVRIMIZIN ARKASINDAYIZ”

“Bizim dilimiz hep bir hukuk örgütü olarak adaletten, hukuktan, eşitlikten ve özgürlükten yana. Bu genel çerçeve içinde insana dair her şeyin bizi ilgilendirdiği düşüncesiyle özellikle çocuk hakları konusunda kadına yönelik şiddet konusunda duyarlı ve farkındalığı yüksek bir baroyuz” diyen Balkan, geçtiğimiz günlerde 20 baro ile eş zamanlı olarak yayınladıkları çocuk istismarı içerikli bildiri hakkında da görüşlerini şu sözlerle dile getirdi; “Geçtiğimiz günlerde 20 baro ile ortak bir basın açıklaması yaptık özetle evlilik çocuklara büyük gelir dedik. Birleşmiş Milletlerin bütün Türkiye’yi ve bütün dünyayı bağlayan sözleşmelerinde bulunduğu gibi 18 yaşından küçük olan herkes çocuktur. Çocuk gözüyle bakılması ve değerlendirilmesi gerekir dedik. Çocuk yaşta evliliğe hayır dedik. Bunun tecavüzü meşrulaştıracağını söyledik. Tavrımızı ortaya koyduk. Bu tavrımızı da sürdüreceğiz.”

Kadına yönelik şiddet konusunda da kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği kurulunun bulunduğunu belirten Balkan, Antalya’daki hemen hemen bütün sivil toplum örgütleriyle ve meslek odalarıyla iş birliği içinde çalışmaya gayret ettiklerini sözlerine ekledi.

Halil Büyükayhan / ÖZEL

Kaynak: Editör: Hazel BERKALP
Etiketler: “Türkiye, kadınlar, için, ölüm, tarlası”,
Yorumlar
Haber Yazılımı