Haber Detayı
14 Aralık 2017 - Perşembe 09:20 Bu haber 21355 kez okundu
 
Kung Fu’nun yaşayan efsanesi; SAMUEL KWOK
Kung Fu’nun yaşayan efsanesi Samuel Kwok, Bilim Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Murat Kaplan’ın özel daveti üzerine Antalya’ya geldi. Hollywood yıldızlarına eğitim veren Kwok, yurtdışındaki Türklerle Türkiye’deki Türkler arasında kıyaslama da yaptı
Haftanın Sohbeti Haberi
Kung Fu’nun yaşayan efsanesi;  SAMUEL KWOK

ANTALYA’DA EĞİTİM VERDİ

Hollywood’da birçok ünlü yıldıza dövüş eğitimi veren, Dünyaca ünlü sinema yıldızlarının hocalığını yapan Samuel Kwok, öğrencisi Murat Kaplan’ın daveti üzerine Antalya’ya geldi. Bir spor salonunda Kung Fu eğitimi veren ve teknikleri uygulamalı olarak gösteren Dünyaca ünlü Kung Fu Ustası Samuel Kwok, Akdeniz’de Yeniyüzyıl Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Öğrencileri arasında Dünyaca ünlü Hollywood yıldızları Steven Seagal, Cynthia Rothrock, Michael Jai White, Shannon Lee, Zara Phythian da bulunan Kwok, Kung Fu’ya başlama hikayesini, yaşamından kesitleri ve Kung Fu sanatı hakkında bilinmeyenleri anlattı.

TÜRK HALKINI TANIDIM

Jackie Chan için, “Çok becerikli bir adam” yorumunu yapan Samuel Kwok, ünlü film yıldızları hakkında da fikirlerini paylaştı. Antalya’da bulunduğu kısa süre içinde Türk halkı hakkında fikir sahibi olduğunu belirten Samuel Kwok, yurt dışında yaşayan Türklerin dürüst olmadığını açıklayarak, “Yurtdışındaki Türklerin davranışları ve dürüst olmayışları bende olumsuz etkiler uyandırdı. Buraya gelince Türk halkının aslında nasıl insanlardan oluştuğunu anladım. Türkler nazik, dürüst ve yardımsever” dedi.

 

 

Öncelikle, Kung Fu’ya başlama hikayeniz nasıl?

Babam bir okulda müdürdü. Ben de aynı okula öğrenci olarak gittim. Bana oradaki bazı iri yarı öğrenciler kötü davranıyorlardı. Sürekli dayak yediğim için kendimi savunmam gerektiğini düşündüm. Savunma sanatları öğrenmeye karar verdim. Öncelikle kütüphaneden kitaplar alıp okumaya başladım. Daha sonra ilk olarak judo öğrenmeye başladım. Sonra Kung Fu filmlerine ilgi duymaya başladım. O dönemlerde amcam da Çin’deki en büyük Kung Fu ustalarından birisiydi. Babam bu sporla ilgilenmemi istemediği için gizlice amcamla çalışırdım. Daha sonra ortaokula gittiğimde oradaki arkadaşlarım beni çok eski bir Kung Fu hocasına götürdüler. O zaman ciddi bir şekilde Kung Fu’ya başladım. Fakat sonra ailece Hong Kong’u terk etmek zorunda kaldık ve tıbbi hemşirelik eğitimi için İngiltere’ye gönderildim. Babam beni kilisedeki bir arkadaşının yanına gönderdi. O kişi de, maymun stili yapan bir Kung Fu ustasıymış. Ondan öğrenmeye başladım. 1973 yılından itibaren de, hoca olarak kendim eğitim vermeye başladım. 

 Wing Chun ile tanışma hikayeniz nedir?

Çin’de bir kültür vardır; bir savaş sanatı okulu açılırsa diğer okulların hocaları gider ve yeni açılan okulun hocasını döverek öğrencilerini kendi okuluna çağırır. Bizim de o dönemde çok çeşitli stiller bilen öğrencilerimiz vardı. Bilgi alışverişinde bulunarak bütün savaş sanatlarıyla ilgili fikir edinmeye başladım. Bu süreçte açık fikirli olmanın çok önemli olduğunu öğrendim. Sonra tekrar Hong Kong’a döndüm. Oradaki ustam beni yaşlı bir adamla tanıştırdı. Sonra öğrendim ki, tanıştırdığı kişi büyük usta Ip Chun. O bana hafta içi her gün, tahtadan çalışmayı öğretti. Ben çalışırken o beni seyreder ve hatalarımı düzeltirdi. Çok özeldi benim için. Kung Fu, içeriği ve etkisi itibariyle bazen kapıların ardından çalışılmalıdır. Biz buna inanırız. İyi öğrencilerin çoğu, eğitimlerini kapıların arkasında yapmıştır. Kung Fu’da sanat, bizim kültürümüzde olduğu gibi babadan oğula aktarılır. Tabi oğlu bu sanatı öğrenmek isterse. Özellikle babadan oğula geçmesi bizim daha güvenli gördüğümüz bir yöntem. 1978’de tekrar İngiltere’ye dönerek kalıcı oturum aldım. Orada tekrar okul açtım. Almanya, Avustralya, Avusturya ve Danimarka gibi birçok ülkeye eğitim ve seminer vermek amacıyla gittim.

Kung Fu’nun sadece bir spor değil, yaşam felsefesi olduğu kabul edilir. Bunu nasıl açıklarsınız?

Gelenekte usta yani öğretmen çok önemlidir. Bu nedenle öğretmene saygı çok üst düzeydedir. Çünkü öğretmenin, yani ustan olmadığında sen bir hiçsindir. Çok güzel bir Kung Fu deyişi vardır. Der ki; “Bir gün öğretmenin ya da ustandır, artık ömür boyu baban olmuştur.” Kung Fu’daki öğretmen-öğrenci ilişkisi karatedeki ya da diğer savaş sanatlarındaki ilişkiden farklı. Burada yaşam boyu bir aile üyesi oluyorsunuz. Sizi, ‘baysi’ denilen bir çay seremonisiyle usta öğrenciliğe kabul ediyorlar ve size soy ismini şahitler eşliğinde vererek nikah gibi belgeliyorlar. O nedenle yaşam boyu, öğretmeninizin oğlu oluyorsunuz. Kung Fu’da sadece dövüş ya da savunma teknikleri öğretilmez. Onun ötesinde, nasıl daha iyi bir insan olacağınız öğretilir. Nazik olmayı, doğru ve adil olmayı öğretir. Ve insan, zihinsel anlamda da gerçekten yenilmez olur. Kung Fu’da ne kadar iyi olursanız olun, daha iyisi mutlaka vardır. O yüzden Kung Fu mütevazi olmayı ve sürekli kendini geliştirmeyi öğretir. En önemlisi, Kung Fu yapan biri, zorluklara karşı dayanıklılık geliştirir. Bu sadece bedensel acılarla alakalı değildir. Yaşamda karşınıza çıkabilecek her zorlukla mücadele etmeyi öğretir. Cesaretimizi kaybetmemeyi, her zaman dik durmamızı sağlar.

Savunma sporları toplumda itici bulunabiliyor. Bunun önüne geçmek için neler yapıyorsunuz?

Günümüzün en ciddi sorunu, savaş sanatları sadece dövüşmeyi, yumruk atmayı öğretirmiş gibi davranıyorlar. Bu tarz eğitim alanlar hayatlarında hep sorunla karşılaşıyor. Çünkü zihinsel ve ruhsal eğitimleri olmuyor. Antrenmanda sadece zarar vermeyi öğrendikleri için çevreye de bunu yansıtıyorlar. Çünkü işin felsefi kısmını, insani kısmını ve ahlaki kısmını öğrenemiyorlar. Toplumdaki şiddete bu tarz okullar sebep oluyor. Bizim en önemli özelliğimiz, bu işin felsefesini de öğretmemiz. Bu da hoşgörü, tolerans demek oluyor. Birisi size işe yaramadığınızı söylerse bu duygusal bir saldırıdır. Bununla da mücadele etmeyi bilmek sanattır çünkü her seferinde yumrukla dövüşülmez.  Biz, kendimizden zayıf insanlara zarar vermeyiz çünkü savaş sanatlarının kurallarını biliriz. Bazı insanlar dövüş sanatları ustası olduğumuzu bildiği için bizden nefret ediyor. Köşede kıstırıp bize zarar vermeyi planlıyor. O yüzden böbürlenmek yerine hoşgörülü ve mütevazi olmalıyız. O nedenle bunun arka planındaki düşünce yapısını anlamak çok önemli. Yoksa zorun cazibesi gibi bir şey olabilirsiniz.

Yanlış yetiştirilen öğrencilerin, zararlı birer insana dönmesi yetiştiricinin hatası mı?

Eski zamanlarda, Çin hanedanlığı döneminde, bir öğrenci karşısındakine zarar verdiği zaman, öğretmenini arayıp ‘Senin öğrencin birine zarar verdi’ derlerdi. Eğer öğretmenler öğrencileri düzgün yetiştirmezse, öğrenciler kendine sürekli sorun yaratır. Bu becerileri öğrencilerine vermeyen öğretmen, onları zararlı bir şekilde sokağa gönderecektir. O zaman öğretmen kötü hisseder ve o durum onun da sorunu olur. Bir başka özelliği de, sağlık için faydalı bir spor olması. Bu da kişinin özgüvenini sağlar. Bu sanat sayesinde güçlü bir karaktere sahip olan kişi, başkalarına da faydalı olabilir. Çünkü zayıf biri insanlara yardım edemez.

Çok eski bir gelenekten gelmesine rağmen neden diğer hakların içinde buna benzer bir şey yok. Mesela Türklere neden sirayet etmemiş bu yaşam biçimi?

Günümüzde aşırı şiddet var. mesela Çin’de trafik canavarlığı yapıyorlar. Bu tür çalışmalar her yerde yapılsa çok faydası olur. Kung Fu öğrenmek isteyenlerin çoğu, karşısındakine zarar vermek için öğrenmek istediğini belirtiyor. Bu tarz kişilere öğretmiyoruz. Çünkü ya karşısındakine ya da kendine zarar verecek. Onlara dövüşmeyi anlatmak yerine, ruhsal ve kişisel olarak eğitimlerini sağlıyoruz. Türkçe’ye maalesef ‘savaş sanatı’ diye çevrilmiş ama anlamı o değil. Toplumu ve dünyayı daha güvenli bir hale getirmek için bu savaş sanatları yapılıyor. Bunu anlamak adına farkındalığı gelişmiş, iyi niyetli insanlar gerekiyor. Toplumlardaki bozukluğun sebebi, sanatın bozukluğu değil insanların bunu yanlış değerlendirmesi. Biz şöyle diyoruz; bu sanatta usta olan bir kişinin ustalığı, tüm hareketlerine yansır. Yansımıyorsa o kişi usta değildir. bu çok önemlidir.

Türkiye’ye yolunuz nasıl düştü?

Murat Kaplan Hoca benim öğrencimdi. O yurtdışında yaşarken eğitimlere başladık ve o hangi ülkeye gidiyorsa ben de oraya gidiyordum. O Türkiye’ye dönünce ben de buraya geldim. Her yıl buraya geliyorum. Türkiye’deki tek oğlum Murat. Buradan İtalya’ya, Sardunya’ya ve Belçika’ya gideceğim. Her yıl 12’den fazla ülkeye seyahat ediyorum.

Buraya geldiğinizden beri Türk insanını gördünüz. İlk izlenimleriniz nedir?

Birçok ülkede Türk pasaportu taşıyan insanlar gördüm ama buradakiler onlardan çok farklı. Çünkü yurtdışındakiler Türk pasaportu taşıyan ama Türk halkını temsil etmeyen insanlardı. Onların davranışları ve dürüst olmayışları bende olumsuz etkiler uyandırdı. Buraya gelince Türk halkının aslında nasıl insanlardan oluştuğunu anladım. Türkler nazik, dürüst, yardımsever. Öğrencilerle karşılaştım, hepsi düzgün davranışlar sergiliyor. Kung Fu felsefesini ve düşüncesini her yerde uyguluyorlar.

Hollywood’la ilk olarak ne zaman tanıştınız?

Amerika’da çok öğrencim olduğu için birçok defa oraya gittim. Bir kez savaş sanatlarıyla ilgili bir onur ödülü almak üzere Amerika’ya gittim. Orada birçok dövüş ve aksiyon dalında Hollywood yıldızı olan aktör ve aktrisle tanıştım. Ondan sonra bir Hollywood film yönetmeni öğrencim oldu. Sonra onun filmlerinde birlikte çalışmaya başladık.  Onun bazı etkinliklerinde görev almaya başladım. Sonra da filmlerinde çalışmaya başladık. Daha sonra Hollywood filmlerine WingChunu dahil etmeye başladık. Ve 8-9 yıl kadar önce Ip Man filmi yapmak için bizimle iletişime geçtiler. O zaman bazı şartları görüştük ve en iyi öğrencimi gönderdim. Şimdi birçok filmde koreografi yapmam için beni çağırıyorlar. Birçok Hollywood yıldızı Amerika’ya gittiğim zaman benden eğitim alıyor.

Ip Man filminden önce kimler vardı? Jackie Chan yapıyor muydu ya da başkaları yapıyor muydu? Ve siz bunları beğeniyor musunuz?

IronMan’in başrolündeki Robert Downey Jr. yapıyor. O bunu bizzat gerçek hayatta da çok yapıyor. Narkotik bağımlısıydı ve Wing Chuna başladıktan sonra kurtuldu, bunu da açıkça söylemişti. Bizim ekibimizdeki birçok kişi de bu sayede sigarayı ve diğer kötü alışkanlıkları bırakarak hayatını değiştirdi. Nicolas Cage yapıyor. Hatta Bangkok Dangerous filminde doğrudan Wing Chun öğretiyor. Ve tabii ki Bruce Lee.

En çok Jackie Chan sevildi galiba?

Jackie Chan çok becerikli bir adam.

 

Haftanın sohbeti

Hazırlayan: Hasan Yavaşlar - Yağmur Naz Yıldırım

Kaynak: Editör:
Etiketler: Kung, Fu’nun, yaşayan, efsanesi;, , SAMUEL, KWOK,
Yorumlar
Haber Yazılımı