Haber Detayı
26 Aralık 2017 - Salı 15:34 Bu haber 19830 kez okundu
 
Göreve geldiğinde “Yaşı küçük, çocuk” yakıştırmaları yapılan Hakan Tütüncü,8,5 yılını değerlendirdi; O çocuk başardı!
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü ile geride bıraktığı 8,5 yılı konuştuk. Yaptıkları, yapmayı planladıkları ve hayalleri ile ilgili samimi açıklamalarda bulunan Tütüncü, ilk göreve geldiğinde yaşı nedeni ile “Çocuk” yakıştırması yapıldığını belirterek, “İlk seçildiğimde benim için çocuk diyenler de olmuştu. Evet yaşım küçüktü, ancak birçok konuda o çocuk başarılı oldu” diye konuştu.
Haftanın Sohbeti Haberi
Göreve geldiğinde “Yaşı küçük, çocuk” yakıştırmaları yapılan Hakan Tütüncü,8,5 yılını değerlendirdi; O çocuk başardı!

Kepez’de yeni imar alanları açmadıklarını ve yeşil alana önem verdiklerini belirten Tütüncü, “Bizden önce planı yapılmayan hiçbir mahalleyi imara açmadık. 8,5 yılda 3 milyon metrekareye yakın yeşil alan kazandırdık” ifadtelerini kullandı. Yaptıkları icraatlarla Kepez’in değerini artırdıklarını da belirten Tütüncü, “Şu anda Kepez’de 2.5 Milyon TL’ye daire satılabiliyor. O kadar değerlendirdik” dedi.

 

Onuncu yıl bitiyor dönem bittiğinde, bu süreçte Kepez nereden nereye geldi?

2009’da göreve geldiğimizde Kepez birçok olumsuzluğuyla, birçok dezavantajıyla anılan bir şehirdi. Dokuma problemi çok ciddi anlamda şehrin gündemini işgal etmiş durumdaydı. Birçok spekülasyon vardı. Birçok spekülasyona kapı aralayacak olgu vardı ve şehir bunları yaşıyordu. Diğer taraftan 2B, tapu, mülkiyet sorunları, vakıflara ait araziler üzerindeki gecekonduların sorunları, kat artışları vesaire şehirciliğe ilişkin birçok sorunlar. Hava kirliliği çok önemli bir sorundu. Bu mevsimlerde akşamüzerleri olduğunda şu içinde bulunduğumuz odanın içerisinde bile genzimizi yakan bir hava kirliliğiyle karşı karşıyaydık. Elektrik kesintileri, su kesintileri, altyapıdaki yetersizlikler, yağmur sularının baskınlara yol açması vesaire bütün bunlar çok ciddi sorunlardı. Mesela ben ilk belediye başkanı olduğum yılları hatırlıyorum yağmur yağdığında bizim gözümüze uyku girmezdi ve motopomplarla acil müdahale ekipleri gecekonduların içerisinden sular boşaltırdı. Bugüne geldiğimiz zaman geriye dönüp baktığımızda Antalya’nın en önemli kültür-sanat tesislerinin Kepez’de olduğunu görüyoruz. En önemli spor tesislerinin Kepez’de olduğunu görüyoruz. İki tane olimpik yüzme havuzumuzun olduğunu görüyoruz. Eğitimle ilgili çok önemli yatırımların yapıldığını, yüzden fazla okulun yapıldığını, iki tane fen lisesinin, sosyal bilimler lisesi, spor lisesi gibi nitelikli liselerin yapıldığını görüyoruz. Ve bütün bunlarla beraber Dokuma’nın Antalya için çok önemli bir merkez olduğunu görüyoruz. İmar ve şehircilik problemlerinin ortadan kalktığını, vatandaşlarla birlikte kentsel dönüşüm projelerine imza atıldığını görüyoruz ki bunlar çok önemli şeyler.

Yaptığınız yatırımlar, Kepez’e ne kazandırdı?

Göreve geldiğimiz zamana baktığımız vakit 2009’da görevi devraldığımız Kepez’de bugün beyazla siyah kadar birbirinden farklı bir Kepez’in olduğunu görüyoruz. Gayrimenkullerinin değerlendiği bir yer görüyoruz. Mesela 2009’da deseydim ki size günün birinde 2.5 trilyona bir tane apartman dairesi satılacak diye herkes zannediyorum bu adam delirmiş derdi. 2.5 milyona daire satıldı Kepez’de ve satılmaya da devam ediyor şu anda. Şimdi bütün bunlar nasıl oluyor? Bütün bunlar bölgenin değer kazanmasıyla oluyor. Bölge nasıl değer kazanıyor? Eğer imar şehircilik sorunlarını çözerseniz, vatandaşın önünü açarsanız, yapılaşmayı teşvik ederseniz ve bütün bunları da vizyonel bir anlayışla yaparsanız bunlar oluyor.

Sosyal projelerden bahsetmek gerekirse… Yeşil alanlar ile ilgili yoğun bir çalışmanız var. Bu konudaki çalışmalardan bahseder misiniz?

Kepez’in hemen yanı başındak hafta sonlarının çok özel dinlence, eğlence mekanları haline geldi. Macera Orman, Park Orman, Kent Orman gibi noktalar. Yine Tek Sarnıç tamamlanıyor. Bütün bu orman alanları eskiden her türlü ufunetin olduğu, kanunsuz, yasadışı işlerin olduğu, insanların öldürüldüğü yerlerdi. Ölmüş insan bedenlerine bile rastlanıldı oralarda. Şimdi oralar artık Antalya’nın her tarafından misafir ağırlayan fevkalade güzel nitelikli yerler oldu. Dokuma’nın içindeki kültür-sanat adaları, müzeler, oyuncak müzesi. Dünyanın en iyi oyuncak müzelerinden birinin Dokuma’da olması ve açıldığından itibaren 2 aylık zaman zarfında 200 bin ziyaretçiyi ağırlamış olması inanılmaz büyük ve önemli bir şey.

Kepez’de yıllar önce gecekondularda su baskınları yaşanırdı. Şu anda bu haberlere rastlanmıyor. Bu konudaki değişimi nasıl yaptınız?

Artık gençler çok mutlu, çocuklar çok mutlu, hava kirliliği yok. Çünkü doğalgaz geldi 80 binden fazla konuta. Altyapıya ilişkin çalışmalar yapıldı. Yağmurlar yağar, rekor düzeydeki yağmurlar yağdığında bile birkaç istisnayı saymazsak, spesifik birkaç durumu saymazsak artık su baskınlarının neredeyse olmadığı, yağmurların artık keder ve endişe değil de romantizm verdiği, mutluluk verdiği bir Kepez fotoğrafını görüyoruz. Dolayısıyla bütün bunlar bize büyük bir mutluluk veriyor ve gelecek adına da insanlarımızı mutlu kılıyor.

Sosyal faaliyetlerden bahsetmişken… Başka neler söyleyebilirsiniz?

Bana göre belediyenin en önemli vazifesi şehrinde yaşayan insanların yaşamaktan gurur, mutluluk ve ayrıcalık duyduğu şehir meydana getirebilmektir. Şimdi Belediye Sağlık Merkezi’mizde verdiğimiz çok örnek hizmetler var. ücretsiz gözlük, ücretsiz gözmuayenesi, halk eczanesinde herkese ücretsiz ilaç gibi birçok ayrıcalıklı durum var. Ama bu durumlardan faydalanabilmek için Kepez’de ikametgahınızın olması gerekiyor. Bir başka ilçede ikamet eden hemşerilerimize o hizmetleri veremiyoruz. Geçtiğimiz günlerde birisi bana sosyal medya üzerinden bir mesaj yazdı. Gittim, gördüm gerçekten çok güzel bir yerdi. Ama ben Kepez’de ikamet etmediğim için bu hizmetlerden yararlanamadım. Biz<im ilçemiz şu, bu ilçeye de böyle belediye başkanı nasip olur inşallah deyince o yorumun altına başka yorumla geldi. Birçok kişi şunu söyledi; Kepezli olmak ayrıcalık, zorunuza gitmesin gibi birtakım mesajlar. Ve orada şunu gördüm; bizim insanlarımızın gerçekten bu hizmetlerden mutlu olduğunu ve Kepez’de yaşamaktan gurur duyduğunu gördüm, görüyorum. Birçok örnek var bununla ilgili. İnsanlarımızın bu özgüveni yaşıyor olmaları, bu onuru tadıyor olmaları da büyük bir kazanç vesilesi bizim için.

Hizmetleri ana hatlarıyla ikiye ayırabiliriz. Burada göreve geldiğinizde en büyük sorun olarak imar sorunu vardı. Birçok mahallede tapu alınamıyordu. Kültür, Ahatlı, Yenidoğan taraflarında. Kaç mahallenin imar sorunu çözüldü? Hala imar sorunu devam eden mahalle var mı?

Biz göreve geldiğimizde 50 bine yakın tapulama yaptık. Bu inanılmaz bir sayı. Her tapu malikinin 4 kişilik bir aile olduğunu kabul edersek, yaklaşık 200 bin kişi yapar bu. 200 bin kişiyi doğrudan ilgilendirecek bir çözümü hemşerilerimize şehircilik anlamında sunduk. Bu çok önemli. İkincisi, bu da çok önemli bir nokta;  şuana kadar 40 binin üzerinde gecekonduyu kaldırdık ama ne bir kavga ne bir gürültü olmadı. Siz eski Kepez’i de biliyorsunuz. 4 tane gecekondu yıkıldığında polisler, olaylar, arena programları… Yani yıkım yapmak neredeyse bir çatışmaya girmek gibiydi. Ama dile kolay 40 binden fazla gecekondu yıkıyorsunuz ve bir tek gazetenin bir tek satırına konu olmayacak kadar da bu işi ağrısız, sancısız, güle oynaya yapıyorsunuz. Tabi bütün bunların yanında 19 mahallemizi ilgilendiren 2B ile ilgili önemli sorunlar vardı. 2B problemi çözüldü ve vatandaşlar şu an 2B’den tapularını alıyor. Bütün bunların yanında yaklaşık 30 mahallede de kat artışları yapmak suretiyle vatandaşların tapulu gayrimenkullerine değer kazandırma durumumuz söz konusu oldu. Bunlardan birisi Kültür Mahallesi’dir. Dolayısıyla 2B sorunları, hazine takasları, hazine vakıf takasları, hazine arazilerindekilerin tapularını alması, imar revizyonları, kat artışları ve yoğunluk artışlarından bahsediyorum. Bütün bunlar aslında mülkiyetle ilgili çözdüğümüz çok önemli konulardı. Mesela kamu yatırımlarından en önemlisi Kepez Devlet Hastanesidir. Bu yıllar içerisinde yapılan en büyük yatırım o olmuştur. Çünkü 200 milyon TL’ye yakın bir yatırım maliyeti vardır hükümete. Dolayısıyla Kepez’in şu ana kadar almış olduğu en büyük hizmettir. Ve adeta o hastane o bölgeyi uçurdu. Bunu söyleyebiliriz. Biz bir şey daha yaptık o bölgede. Yüzde 40da imar emsal artışı verdik. Hatta yüzde 47. Bu şu demek; eskiden vatandaş bir arsasına 1000 metre inşaat yapabiliyorsa şimdi 1470 metrekare inşaat yapıyor. Bir binaya 18 daire sığarken şimdi aynı büyüklükte 24 daire sığmaya başladı. Dolayısıyla bu imar artışları da oradaki yapılaşmanın önünü açtı ve hızlandırdı. Şimdi çok ciddi paralarla bile oralara gelip dükkan açmak isteyenler satılık dükkan bulamıyorlar. Yani gayrimenkul piyasasının bu kadar hareketlendiği bir ortam. Peki bu binalar yapılmadan evvel ne vardı oralarda? Az önce söylediğim gibi yağmurdan sonra suların dolduğu gecekondular vardı. Dolayısıyla bütün bunlarla beraber aslında imar ve şehircilikle ilgili çok altın yılları oldu Kepez Belediyesi’nin. İnşallah önümüzdeki çok kısa bir süreçte Şehir Hastanesi gelecek Göçerler’e. Göçerler’e gelecek o şehir hastanesiyle birlikte oradaki gayrimenkullerin değerinin de artması durumu söz konusu. Vatandaşa sözümüz vardı 2B’yi çözecektik. Çözdük, vatandaş 2B tapusunu aldı. Şimdi belediye hisseleriyle ilgili ve vakıf takaslarıyla ilgili çalışmaları tamamlama aşamasındayız. İnşallah 2018 yılı içerisinde de o hastaneye başlarsak ki 1000 yataklı planlı, 1500 yatağa çıkartıldı orası. 1500 yatakla bölgeye hizmet edecek. Yani tutun Anamur’dan Fethiye’ye kadar, Burdur’dan Isparta’ya Afyon’a kadar hizmet edecek bölge hastanesinin burada olması, ihtisas hastanelerinin burada olması Kepez’e çok çok fazla değer sağlayacak. Kepez kıymetlenmiş bir yer haline gelmiş oluyor.

Anlattığınız projelerin tamamına yakını beton üzerine kurulu. Aynı zamanda yeşil alanı artırdığınızı da söylüyorsunuz. Buradaki ayrıntı nedir?

Yaklaşık 3 milyon metrekare yeni yeşil alan ilave ettik Kepez’e. 3 milyon metrekareye yakın 2850 falan. 3 milyon metrekareye yakın yeni yeşil alan kazandırmak öyle her baba yiğidin harcı değil 8 senede. Biz bunları yaptık ve en çok sevdiğimiz şey yeşil alan kazandırmak. Çünkü yeşil dokuyu ne kadar güçlendirirsek o kadar insancıl bir belediye, o kadar insancıl bir şehir meydana getirebiliriz. Çünkü beton nefes almaya yetmiyor. Burada çok önemli bir hassasiyetimi de söylemeliyim. Ben şahsen tarım alanlarının imara açılması konusunda son derece tutucu bir belediye başkanıyım. Bunu da her belediye başkanı söylemez. Çünkü popülist yaklaşımlar siyasette önemlidir. Tarım alanlarının korunmasıyla ilgili en ufak bir kelime edilirse, tarım alanlarının üzerinde imar bekleyen vatandaşların rencide olacağını düşünürler. Ben tam tersini söylüyorum ve bunları üst perdeden de söylüyorum. Peki biz bu çerçevede ne yaptık? Çok önemli bir şey yaptık aslında. Bugüne kadar imarla ilgili herhangi bir şekilde imarla ilgili girişimde bulunulmamış hiçbir yeri biz imara açma sözü vermedik ve bununla ilgili adım atmadık.

Kepez’de hala imara açılmayan mahalleler var. Bunlarla ilgili çalışma var mı?

Duraliler’in imara açılmasıyla ilgili bir çalışmayı sürdürüyoruz. Neden? Çünkü Duraliler’in imara açılması 2002-2003 yılının meselesi. O yıllardan başlatılmış bu çalışmalar ve her belediye başkanı seçim dönemlerinde oraya gittiğinde ben sizin mahallenizin imarını yapacağım demiş. Veya Altınova. Altınova’nın imar yolculuğu 30 yıldır devam ediyor. Bakın orayı da bitirdik. Ama Altınova’nın hemen üst kısmı var, tarım alanı. Birkaç hafta önce yanımdaydılar. Dediler ki başkanım biz de imar istiyoruz imar aç. Hayır, biz burayı imara açmayız çünkü böyle bir söz vermedik. İmar açma konusunda da size yardımcı olmayız. Neden? Çünkü şehrin beton binaya çok ihtiyacı yok. Şehrin yaşam alanına, tarım alanına ve yeşil alana çok ihtiyacı var. O yüzden biz, geçmişte insanların içinde birtakım umutlar yeşertilmiş 25-30 senedir. İnsanların içinde imar umudunun yeşertildiği birtakım yerler var ve bunlar her dönemde siyasi malzeme olarak kullanılmış. Bunların dışındaki yerleri asla imara açmama konusunda hassas davranıyoruz. Bu da çevreye saygılı, yeşil bir belediyecilik anlayışını ortaya koymamızdan kaynaklanıyor.

Belediyenin önünde bitmeyen bir yol var. Sizin sorumluluğunuzda değil, ancak halk bunun sorumlusu olarak sizi görüyor. Bu yol ne zaman bitecek?

Bu, tamamlandığında Antalya’nın en büyük kavşağı olacak. Yaklaşık 2.7 kilometre uzunluğunda bir köprülü kavşak olacak. Aşağıdaki benzin istasyonundan Kızılırmak’taki İmam Hatip kavşağındaki benzin istasyonundan buradaki Aytemiz’den tutup Mehmet Akif Caddesi’nin girişine kadar geliyor bu alttan geçiş. Oldukça zor bir arazi. Zannediyorum binanın inşaatın yapımı sırasında da müteahhitin yaşadığı birtakım talihsizlikler oldu. Büyükşehir Belediyemiz inşallah bu yıl içerisinde yani 2018’in başı itibariyle bu inşaatın tamamlanacağını söyledi. Kısmen üstteki Sakarya Bulvarı açıldı. Biraz rahatlama sağladık. İnşallah en kısa zamanda dileğimiz ki, bizim belediyemizin önünde olması nedeniyle en çok sıkıntı çekenlerin başında da Kepez Belediyesi olarak biz geliyoruz. İnşallah bu sene biter. Tabi böylesi büyük projeleri yapmak ciddi bir emeği gerektiriyor ve bununla birlikte de bayağı da bir zaman gerektiriyor. İnşallah en kısa zamanda biter ve bu mutluluğu birlikte yaşarız.

Sizi her akşam her mahallede, herkesin evinde görüyoruz. Bugüne kadar kaç kişinin elini sıktınız?

Şöyle söyleyim, ilk defa size söylüyorum bunu. Geçtiğimiz günlerde genel merkezimiz belediye başkanlarıyla ilgili bir memnuniyet araştırması yapmış. Ve oradaki sorulardan bir tanesi de şuydu: Belediye başkanını tanıdınız mı, tanıdıysanız nasıl, hangi vesileyle tanıdınız? Diye. Yüzde 92’si tanıyorum demiş. Bu çok iyi bir sayı. Peki nasıl tanıyorsunuz diye sorduklarında da bunların yüzde 40’ı bizzat gördüm, görüştüm diyor. Belediyede görüştüğüm yüzde 10 civarında. Düğünde dernekte ziyaretime geldi diyenlerin sayısı da yüzde 20’lerde. Bunların hepsini üst üste koyduğumuz zaman yüzde 70’e yaklaşıyor bire bir temas ettiğimiz. Ben sürekli çarşıda pazarda hep insanların içerisinde gezmeye gayret ediyorum ama tabi Kepez çok büyüdü. Şuan 600 bin nüfusu var. Herkese yetişmek, herkese ulaşmak zor ama bununla ilgili de gerçekten zamanla yarışıyoruz. Tabi bu memnuniyet endeksinin içerisindeki bu ifadeler de, bu veriler de bizim için çok anlamlıydı. Ben bir de bizim insanlarımızın hep olduğu yerlere gidiyorum. Mesela Oyuncak Müzesi açtık. Bir günde, hafta sonunda bir günde 9 bin 800 kişi geldi. ben o gün müzede yaklaşık 5 saat boyunca rehberlik yaptım. Ama gelen herkesle konuşuyorum. Elini sıkıyorum, hoşgeldiniz diyorum, ‘anlatacağın bir şey var mı?’ diyorum. Fotoğraf çektirelim diyorlar fotoğraf çektiriyorum. Zaten ben o insanları oraya getirmişim. Benim için artık orası doğal bir halkla ilişkiler mekanı. Müzeyi beğendiniz mi diyorum, bir isteğiniz var mı diyorum. Yılda bir defa lise öğrencilerini ziyaret ediyorum, bütün lise öğrencilerini ziyaret ediyorum. Lise öğrencisi deyip geçmemek lazım. 30 bine yakın lise öğrencisi var Kepez’de. Her sene bunları bir tur dönmek, bunlar bile basit bir iş değil yani. Gidiyoruz onlarla tek tek konuşuyoruz. İstediğiniz, aktaracağınız bir şey var mı diyoruz. Otobüslerimiz az geçiyor, yolumuz bozuk, yeni yol açılması lazım falan. Bire bir temas gibisi yok yani.

Sizi son zamanlarda Kepez dışında çok fazla görüyoruz. Konyaaltı var, Muratpaşa var, Gazipaşa, Kemer, Alanya var. 2019’a yaklaşırken büyükşehirle ilgili düşünceniz var mı?

Şöyle; çeşitli vesilelerle davet edilen yerlere gidiyorum. Ama ben bugüne kadar bunu hep söyledim. Bugüne kadar ben beklentiyle siyaset yapmadım yani birileri beni bir yere layık görsün, beni şuraya aday yapsınlar, ben şuraya aday olayım böyle bir yaklaşımım olmadı. Ama benim tek bir tane hassasiyetim oldu. o da şu, insanların gönüllerini kazanabilmek, hayırla yad edilebilmek. Bundan daha büyük bir makam yok. Allah razı olsun demekten daha büyük bir şey yok. Az önce bazı şeyler konuştuk. Bazı kimselerle ilgili iyi şeyler hatırlıyor insanlar, bazı kimselerle ilgili kötü şeyler hatırlıyor. Bence en mutlu insan arkasından iyi şeyler konuşulabilen insandır. Her şeyin gün geliyor sonu geliyor. Önemli olan iyi şeyler yapabilmektir. Önemli olan içinde bulunduğumuz pozisyonu en iyi şekilde değerlendirebilmektir. Genç yaşımda önemli yerlerde görevler yaptım. Hiçbirisine kendim talip olmadım. Ama hep bir hesabım oldu. O hesabım da hep şu oldu; yaptığım işi en iyi şekilde yapmak. Ben şuna inanıyorum eğer yaptığın işi iyi yaparsan, kaderde kısmette de bir şeyler varsa onlar olur, gelir. Olmazsa da olmaz. Bir de şuna inanıyorum, hayat çok uzun planların yapılacağı bir yer değil. Siz birtakım planlar kurarken, hayat da sizinle ilgili birtakım planlar kuruyor. Dolayısıyla hayırlısı olsun. Yani büyükşehirle ilgili bir beklentim yok. İlçe belediye başkanlığı gibi beklentim yok. Bana hangi görevi layık görürse partim, arkadaşlarım, halkımız ben en iyi şekilde yapmaya gayret gösteririm. Benim en büyük mutluluğum insanların gönüllerinde iyi bir yer edinebilmek. Gördüğüm kadarıyla da aldığım geri dönüşümler halkımızın önemli bir kesiminin memnun olduğunu gösteriyor. Bu memnuniyet endeksinin rakamları bize özel olarak verildi. Bu araştırmaları ben de yapmıyorum başka kurumlar yapıyor. 8.5 yıl hiç kendim anket yaptırmadım. Ama bize birçok anket geliyor partilerin yaptırdığı, il başkanlığımızın yaptırdığı, büyükşehir belediyemizin ya da genel merkezin yaptırdığı. Mesela onlarda farklı siyasi görüşlere sahip kimselerin bile gönüllerinde yer edindiğimizi çok yüksek beğeni rakamlarıyla görüyoruz. Bunlar bize mutluluk veriyor. Sonuçta mahkeme kadıya mülk değil. Bizden öncekiler bugün burada yok. Yarın biz de olmayacağız. En önemli şey yarın burada olmayacağını bile bile burada olmak çok keyifli oluyor, çok anlamlı oluyor. Hani bizm yaylada güzel bir söz vardır ya, “ne oldum deme, ne olacağım de” derler. O çok güzel bir yaklaşımdır. Benim hedefim insanların gönüllerinde yer edinebilmektir.

Tüm bu hizmetleri yaparken çok ciddi bir bütçe gerekiyor. Belediyenin borcu mu var yoksa başka kaynaklar da mı kullanıyorsunuz?

Belediyenin ben göreve geldiğimde uçan kuşa borcu vardı. belediyede kasa tam takır kuru bakırdı. Ama allaha binlerce şükürler olsun şimdi geldiğimiz noktada vaatlerini eksiksiz olarak yerine getirmiş hatta vaat etmediği birçok şeyi de yapmış ama bütçesi bütün bunlara rağmen fazla vermiş bir belediyeyiz. 2017 yılında bütçemiz 30 milyon TL fazla verdi. Yani kasamızda 30 milyon TL sıcak paramız var bizim. Bir yandan hizmetleri yapıyorsunuz, vaatlerinizin fazlasını yapıyorsunuz. Diğer taraftan da kasanız çil çil altınlarla dolu. Para sıkıntısı hiç çekmiyorsunuz. Bunun sırrı nedir diye soracak olursanız çalmazsan, çaldırmazsan, çalışırsan bunlar oluyor. Yani 3Ç kuralında gizli. Allaha çok şükür personeline günü gününe maaşlarını ödeyen bir belediye olduk. Bu da çok önemli, Türkiye’de ilk defa taşeron personeline ikramiye veren belediye olduk. Türkiye’de ilk defa taşeron personeline banka promosyonları kullandıran bir belediye olduk. Bütün bunlar büyük bir mutluluk vesilesi. Yani para sıkıntımız asla yok, 3Ç kuralı başarı getiriyor.

Kültür, sanat ve spor yönünden kısaca Kepez’i değerlendirir misiniz?

Kültür, sanat ve spor bence şehirlerin en önemli üç hizmet alanıdır. Bir belediye başkanının yol yapmak, yapmak, şehre değer katmak, şehri geleceğe taşımak temel vazifesidir. Bunları yapmak övünülecek şeyler değildir. Anlatmak ayrı, biz de bunları anlatıyoruz. Yaptıklarımızı elbette ki halkla paylaşmalıyız ama bunlar  övünülecek şeyler değildir. Kültürde, sanatta ve sporda şehri geleceğe taşıyabiliyorsanız o zaman siz orda önemli bir sosyal ve kültürel belediyecilik çalışmaları ortaya koyuyorsunuz demektir. Ben bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Göreve geldiğimizde Kepez’de sizde çok iyi biliyorsunuz sadece küçük bir semtevi haricinde hiçbir kültür-sanat merkezi yoktu. Ama şuan kapalı ve açık mekanlarımız, 50’nin üzerinde toplantı yapılabilecek mekan var ve aynı anda 45 bin kişinin kültür-sanat faaliyetlerinden faydalanabileceği koltuk sayısı ve alanımız mevcut. Bunlar müthiş bir rakam. 50’nin üzerinde tesis var. toplantı salonları küçüklü büyüklü, bunların tamamını da dönemimizde kazandırdık. Ve 45 bin kişi aynı anda bu şehirde kültür sanat faaliyeti yapabilir. Ve iddia ediyorum Antalya’nın hiçbir ilçesi de 45 bin kişinin aynı anda kültür snaat programı yapabileceği bir tesise sahip değil.  Oteller hariç tabi.

Dokuma’nın tapusunu aldınız. Zor bir süreçti, nasıl başardınız?

Her şeyden evvel iyi niyetimizle, doğruluğumuzla ve dürüstlüğümüzle bu süreci atlattık. Biz göreve geldiğimizde çeldirici çok şey vardı orada. Ama biz hiç sağımıza solumuza bakmadan dümdüz ilerledik. Halka verdiğimiz sözü hiç unutmadık. Bu tapu ya olacak dedik. Dokuma’nın tapusu Kepez’in oldu ve bundan dolayı da büyük bir mutluluk içerisindeyiz. 2015 yılı itibariyle park alanını hemşerilerimizin ziyaretine açtık. Güzel bir kültür sanat adası oldu orası. Şimdi arkadaki ticari alanla da alakalı, bunu da altını koyu kalemlerle çizerek söylüyorum, bunu da oranın ne şekilde değerlendirileceğiyle ilgili çalışmayı da sivil toplum kuruluşlarıyla, halkımızla, gönüllü kuruluşlarla, meslek odalarıyla beraber karara vereceğiz, 2015 yılında yaptığımız gibi. Kepez’de ortak akıl kazanacak. Bakın birinci kısımda park alanıyla alakalı ne kadar güzel oldu herkes görüşünü, düşüncesini söyledi. Belediye meclisinde bunlar konuşuldu. Her siyasi partinin eşit temsiliyle orada fikirler oluşturuldu. Kazanan kim oldu? Kazanan Kepez oldu. Eğer bugün Kepez’de kavga, gürültü yoksa bizim açıklık, şeffaflık ve hesap verilebilirlik çerçevesinde attığımız adımlar neticesindedir. Ve Dokuma’da da yine açıklıkla, şeffaflıkla ve hesap verilebilirlikle bir süreç takip ettik. İyi niyetliydik, azimliydik, çalıştık, hiçbir şeyin dikkatimizi dağıtmasına izin vermedik ve yolumuza devam ettik. Neticede mutlu sonla tamamlanmış oldu.

İlk seçildiğiniz dönemde size çocuk demişlerdi. O çocuk başarılı oldu diyebilir miyiz?

O çocuk başardı.

 

Haftanın sohbeti: Ahmet Demir – Hasan Yavaşlar

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Göreve, geldiğinde, “Yaşı, küçük,, çocuk”, yakıştırmaları, yapılan, Hakan, Tütüncü,8,5, yılını, değerlendirdi;, O, çocuk, başardı!,
Yorumlar
Haber Yazılımı